BOŞANMA DAVASI
Hukukumuzda boşanma 2 türlü gerçekleşir. Bunlardan en hızlı ve kolay olan yol anlaşmalı boşanmadır. Anlaşmalı boşanmanın gerçekleşebilmesi için Kanun'da sayılan bazı koşulların varlığı ve eşlerin birtakım konularda mutabakata varmış olmaları gerekmektedir. Anlaşmalı boşanmaya ilişkin ayrıntılı yazıya buradan ulaşabilirsiniz.
ÇEKİŞMELİ BOŞANMA DAVASI NEDİR?
Boşanma davası, eşler arasında boşanma ve buna bağlı sonuçlar konusunda anlaşmazlık olduğunda, evliliğin sona erdirilmesi için açılan hukukî süreçtir. Boşanma davası, çekişmeli ve anlaşmalı olarak iki şekilde açılabilmektedir. Makalelerimiz içerisinde anlaşmalı boşanma davası açılmasının koşullarından bahsedilmiş olup ayrıntılı bilgi için tıklayınız. Yazımızda çekişmeli boşanma davasından bahsedilecektir.
Çekişmeli boşanma konusunda destek ve danışmanlık almak istiyorsanız bizimle hemen iletişime geçin.
Genel Olarak
Eşlerin boşanma iradeleri, boşanmanın nedenleri veya boşanmayla bağlantılı hak ve yükümlülükler (velayet, nafaka, tazminat, mal paylaşımı gibi) üzerinde mutabakat sağlayamaması hâlinde süre çekişmeli olarak yürütülür ve nihai karar mahkeme tarafından verilir. Bu dava türü, yalnızca taraflardan birinin boşanma talebinde bulunmasıyla değil, aynı zamanda her iki tarafın da boşanmak istemesi ancak sonuçlara ilişkin anlaşamaması hâlinde de gündeme gelir.
ÇEKİŞMELİ BOŞANMA DAVASININ HUKUKİ DAYANAĞI
Çekişmeli boşanma davaları 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 161–166. maddeleri çerçevesinde düzenlenmiştir. Bu maddelerde çekişmeli boşanma için geçerli boşanma nedenleri, dava şartları ve süreç esasları ayrıntılı şekilde belirlenmiştir. Boşanma nedenleri genel ve özel olmak üzere ikiye ayrılır.
Özel boşanma sebepleri: TMK m.161–165
Genel boşanma sebebi (evlilik birliğinin temelinden sarsılması): TMK m.166
Çekişmeli Boşanma Davası Hangi Mahkemede Açılır?
Boşanma davasında görevli mahkeme Aile Mahkemeleri olduğu için dava Aile Mahkemelerinde açılır.
Çekişmeli Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?
Boşanma davaları, mahkemelerin iş yoğunluğu, duruşma günlerinin ileri tarihlere ertelenmesi gibi nedenlerle yaklaşık 9-18 ay arasında sürmektedir. Bu süre ilk derece mahkemeleri olan Aile Mahkemelerinde geçen süredir. Aile Mahkemesince boşanma talebinin kabulüne veya reddine karar verilir. Karar verildikten sonra tarafların iki haftalık süre içerisinde karara karşı itiraz hakları bulunmaktadır. İtiraz edilmediği takdirde boşanma kararı kesinleşir. Karara karşı itiraz edildiği takdirde ise üst mahkemece karar incelenir. Üst mahkemede geçen süre değişkendir. Yaklaşık olarak 12-24 aylık sürede üst mahkemede kararın incelenmesi mümkündür.
1. GENEL SEBEP: EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELDEN SARSILMASI NEDENİYLE BOŞANMA
Bu, boşanma davasının en yaygın gerekçesidir. Türk Medeni Kanunu’na göre; eşlerin evlilik birliğini sürdürmesinin artık mümkün olmadığı, ortak hayatın çekilmez hâle geldiği, örnek vermek gerekirse eşler arasında şiddetli geçimsizliğin bulunduğu, günlük hayatın çekilmez hale geldiği, saygı ve sevginin yitirildiği, eşlerin birbirlerine şiddet uygulaması, eşlerin evlilikten doğan sorumluluklarını yerine getirmemesi gibi durumlarda bu neden ileri sürülebilir. Genel sebep kapsamında mahkeme, tarafların birlikte yaşamayı sürdüremeyeceğine kanaat getirirse boşanma kararı verebilir.
Mahkeme genellikle aşağıdaki durumları bu kapsamda değerlendirir:
* Sürekli geçimsizlik
* Fiziksel veya psikolojik şiddet
* Eşin evlilik birliğine yetersiz katkısı veya evliliği ihmal etmesi
* Eşler arasındaki güvenin sarsılması ve bir arada yaşamanın imkânsız hâle gelmesi
*Aile yaşantısını sürekli olarak üçüncü kişilere anlatma
*Sadakatsiz davranışlar ve güven sorunları
*Eşe büyü yapılması gibi güven sarsıcı davranışlar
*Eşe karşı ilgisiz davranışlar ve sevgisizlik
*Eşle cinsel birliktelikten kaçınma, yatakları ayırma
*Maddi katkıda bulunan eşin gelirini gizlemesi, maddi katkıda bulunmaktan kaçınması gibi maddi sorunlar ve anlaşmazlıklar
Ancak evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma sebepleri saydıklarımızla sınırlı olmayıp, mahkemece her olay nezdinde ayrıca değerlendirilir.
2. ÖZEL BOŞANMA SEBEPLERİ
Boşanma davaları Türk Medeni Kanunu’nda genel ve özel boşanma sebepleri olmak üzere iki ana gruba ayrılmıştır. Özel boşanma sebepleri, kanunda sınırlı sayıda düzenlenmiş olup, her biri için belirli şartlar öngörülmüştür. Bu sebeplerin varlığı hâlinde, evlilik birliğinin ayrıca temelinden sarsıldığının ispatına gerek kalmadan boşanma kararı verilebilmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 161–165. maddelerinde sayılan ve ispat yükü ile birlikte ileri sürülen nedenler aşağıdaki gibidir:
Özel boşanma sebepleri sırasıyla;
A. Zina (aldatma)
B. Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış,
C. Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme,
Ç. Terk,
D. Akıl hastalığı.
Yukarıda sayılan boşanma sebepleri yalnızca başlık olarak verilmiş olup ayrıntılı bilgiye tıklayarak veya okumaya devam ederek ulaşmanız mümkündür. Çekişmeli boşanma davası, teknik açıdan karmaşık bir süreçtir. Yasal düzenlemeler net olmakla birlikte ispat yükü, delil çeşitliliği ve mahkemenin takdir yetkisi bu davalarda uzman hukuki destek gerektirir. Doğru strateji, güçlü delil sunumu ve güncel mevzuat bilgisi, davanın sonucunu doğrudan etkileyebilir.
A. ZİNA (ALDATMA) NEDENİYLE BOŞANMA DAVASI
Eşin, evlilik birliğinin devam ettiği süre içerisinde diğer eşi aldatması diğer deyişle evlilik dışı ilişkisi, diğer eş tarafından ispat edildiği takdirde zinaya dayalı boşanma davasının açılması mümkündür. Zina nedenine dayalı olarak açılacak davada mağdur olan eşin zinayı ispat etmesi gerekmektedir. Mevzuattaki hükümlere göre eşin başka biriyle öpüşmesi, sarılması, sevgi içerikli konuşmalarda bulunması, zina sayılmamakta olup yalnızca bu nedenlere dayalı olarak zina sebebiyle boşanma davası açılması risklidir. Ancak bu gibi sadakatsiz hareketler bulunuyorsa haysiyetsiz yaşam sürme sebebine dayalı olarak boşanma davası açılabilir. Zinanın varlığının ispatı çoğu durumda zor olup mahkemelerce zinaya karine teşkil edecek eylemlerden hareketle zinanın varlığı kabul edilir. Örneğin eşin üçüncü bir kişiyle aldatma içerikli mesajlaşmaları ve aynı kişiyle aynı otel odasında konaklamaları zinanın varlığına güçlü bir karine teşkil eder. Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
B. HAYATA KAST, PEK KÖTÜ VEYA ONUR KIRICI DAVRANIŞ NEDENİYLE BOŞANMA DAVASI
Özel boşanma sebepleri içerisinde sayılan hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranışın varlığı halinde boşanma davası açılabilmektedir. Evlilik birliği, eşler arasında karşılıklı saygı, güven ve sadakat üzerine kuruludur. Bu temel değerleri ağır biçimde ihlal eden davranışlar, Türk Medeni Kanunu’nda özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir. Bu kapsamda yer alan hayata kast, pek kötü davranış ve onur kırıcı davranış, evlilik birliğini çekilmez hâle getiren en ağır fiiller arasında kabul edilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 162. maddesine göre: “Eşlerden biri, diğerinin hayatına kasteder veya ona pek kötü davranır ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunursa, mağdur eş boşanma davası açabilir.” Bu hüküm, mutlak özel boşanma sebebi niteliğindedir. Şartların varlığı hâlinde hâkimin ayrıca evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını araştırmasına gerek yoktur.
Hayata Kast Nedir?
Hayata kast, eşlerden birinin diğer eşin yaşamına yönelik bilinçli ve ciddi tehlike oluşturan davranışlarda bulunmasıdır. Bu davranışın eşin yakınlarına değil doğrudan eşe karşı yapılması gerekir. Eşin yakınlarına karşı gerçekleştirilen davranış genel boşanma sebepleri olarak ileri sürülebilir.
Hayata kasta örnek olarak: Eşi öldürmeye teşebbüs etmek, zehirleme girişimi, silah veya bıçakla saldırı, bilerek ölüm riski yaratacak eylemler gösterilebilir. Hayata kast fiilinin gerçekleşmesi için ölümün meydana gelmesi şart değildir; teşebbüs aşaması yeterlidir.
Pek Kötü Davranış Nedir?
Pek kötü davranış, eşin beden veya ruh bütünlüğünü ağır şekilde zedeleyen, süreklilik veya yoğunluk arz eden davranışlardır. Uygulamada pek kötü davranış sayılan hâller: sürekli fiziksel şiddet, ağır psikolojik baskı, aç bırakma, eve kapatma, sistematik tehdit ve korkutma. Yargıtay kararlarında, basit tartışmalar veya anlık öfke pek kötü davranış olarak kabul edilmemektedir. Davranışın evlilik birliğini çekilmez kılması gerekir.
Onur Kırıcı Davranış Nedir?
Onur kırıcı davranış, eşin kişilik haklarına ağır saldırı niteliği taşıyan ve toplum içinde küçük düşürmeye yol açan fiillerdir. Örnekler: ağır ve aşağılayıcı hakaretler, toplum içinde küçük düşürme, namus, şeref ve haysiyete yönelik ithamlar, sosyal çevreye yönelik itibarsızlaştırıcı davranışlar. Her hakaret boşanma sebebi değildir; davranışın “ağır derecede” onur kırıcı olması aranır. Eşe karşı yapılan eleştiri, şaka mahiyetindeki sözler onur kırıcı davranış olarak nitelendirilemez.
Yukarıda sayılanlar nedeniyle mağdur olan eşin ayrıca şikayet hakkı da bulunmaktadır. Zira hayata kast gibi eylemler cezai müeyyideyi gerektirir. Mağdur eşin suç duyurusunda bulunması halinde cezai işlem, boşanma davasından ayrı olarak ayrı mahkemede yürütülecektir. Belirtmek gerekir ki eşin ceza almaması için şikayetten vazgeçilmesi, devam eden boşanma davasında eşin affedildiği anlamına gelmez.
Affetme Boşanma Hakkını Ortadan Kaldırır mı?
Evet. Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranıştan sonra affeden eş, bu sebebe dayanarak boşanma davası açma hakkını kaybeder. Türk Medeni Kanunu'nun 162. maddesinde affeden tarafın dava hakkının olmadığı açıkça düzenlenmiştir. Ancak uygulamada vatandaşların hangi eylemlerin affetme olarak nitelendirilebileceği konusunda soru işaretleri barındırdığı görülmektedir. Bu konuda alanında uzman boşanma avukatına danışmak en sağlıklı yoldur.
Affetme; açık bir irade beyanı ile olabileceği gibi, davranıştan sonra evliliğe bilinçli şekilde devam edilmesi ile de ortaya çıkabilir. Bu nedenle, dava açmadan önce atılan her adım hukuki açıdan dikkatle değerlendirilmelidir.
Bu Sebebe Dayalı Boşanmanın Sonuçları
Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış nedeniyle açılan boşanma davalarında: kusurlu eş tam kusurlu kabul edilir. Mağdur eş lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilebilir kusurlu eş yoksulluk nafakası alamaz. Şiddet varsa 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma tedbirleri uygulanabilir.
İzmir’de Hayata Kast ve Şiddet Nedeniyle Boşanma Davaları
Bu tür davalar, çoğu zaman ceza soruşturmaları, adli raporlar, tanık beyanları ve koruma kararları ile birlikte yürütülür. Delillerin hukuka uygun toplanması ve doğru hukuki nitelendirme yapılması, davanın sonucu açısından kritik öneme sahiptir. Bu nedenle, hayata kast veya ağır davranışlara dayalı boşanma sürecinde deneyimli bir İzmir boşanma avukatı ile çalışmak, hem hukuki hem de kişisel güvenlik açısından büyük önem taşır.
C. SUÇ İŞLEME VE HAYSİYETSİZ HAYAT SÜRME NEDENİYLE BOŞANMA DAVASI
Evlilik birliği, yalnızca duygusal bir birliktelik değil; aynı zamanda eşlerin toplum içindeki saygınlığını ve güven ilişkisini de kapsayan hukuki bir kurumdur. Eşlerden birinin suç işlemesi ya da toplumun ahlaki değerleriyle bağdaşmayan haysiyetsiz bir yaşam sürmesi, diğer eş açısından evlilik birliğini çekilmez hâle getirebilir. Bu tür durumlar, Türk Medeni Kanunu’nda özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir.
Hukuki Dayanak
Türk Medeni Kanunu’nun 163. maddesine göre: “Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden dolayı onunla birlikte yaşamak diğer eş için çekilmez hâle gelirse, boşanma davası açılabilir.” Bu hüküm uyarınca, her suç ya da her ahlaka aykırı davranış boşanma sebebi oluşturmaz; ortak hayatın çekilmez hâle gelmesi şarttır.
Suç İşleme Nedeniyle Boşanma: Hangi Suçlar Bu Kapsamda Değerlendirilir?
Boşanma sebebi oluşturabilecek suçlar, genellikle toplumda küçük düşürücü nitelikte olan suçlardır. Bir suçun küçük düşürücü nitelikte olup olmadığı olayın özelliği, suçun işleniş biçimi ve saikine göre hakim tarafından değerlendirilir. Örneğin: Hırsızlık, dolandırıcılık, rüşvet, irtikap, cinsel suçlar, uyuşturucu ticareti, organize suç faaliyetleri, şiddet ve tehdit suçları bu kapsamda değerlendirilebilir. Ancak suçun meşru müdafaa kapsamında veya zaruret hallerinde işlenmesi durumunda küçük düşürücü suç olarak nitelendirilmemesi uygundur. Mahkûmiyet kararı, ispat açısından büyük önem taşır.
Haysiyetsiz Yaşam Sürme Nedir?
Haysiyetsiz yaşam sürme, eşin toplumun genel ahlak anlayışına açıkça aykırı, sürekli ve bilinçli bir yaşam tarzı benimsemesidir. Uygulamada haysiyetsiz yaşam olarak kabul edilebilen hâller: Sürekli şekilde fuhuş yapılması, kumar alışkanlığının aile düzenini bozması, sürekli alkol veya madde bağımlılığı, aile birliğini hiçe sayan ahlaka aykırı yaşam. Tek seferlik ya da geçici davranışlar, kural olarak haysiyetsiz yaşam sürme sayılmaz.
Çekilmezlik Şartı
TMK m.163 kapsamında boşanma kararı verilebilmesi için: Suç işleme veya haysiyetsiz yaşamın ispatlanması, bu durumun diğer eş açısından birlikte yaşamayı çekilmez hâle getirmesi gerekir. Mahkeme, olayın ağırlığını ve tarafların sosyal çevresini birlikte değerlendirir.
Kusur ve Hukuki Sonuçları
Suç işleyen veya haysiyetsiz yaşam süren eş: ağır kusurlu kabul edilir, diğer eş lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilebilir. Yoksulluk nafakası talep edemez ve varsa çocukların velayeti bakımından olumsuz değerlendirilir.
İzmir’de Suç İşleme ve Haysiyetsiz Yaşam Nedeniyle Boşanma Davaları
Bu tür davalar çoğu zaman ceza yargılamaları, tanık beyanları, resmî kayıtlar ve sosyal çevre delilleri ile birlikte değerlendirilir. Delillerin doğru toplanmaması veya usul hataları, davanın reddine yol açabilir. Bu nedenle, suç işleme ve haysiyetsiz yaşam sürme sebebine dayalı boşanma davalarında deneyimli bir İzmir boşanma avukatı ile çalışmak, sürecin sağlıklı yürütülmesi açısından büyük önem taşır. Suç işleme ve haysiyetsiz yaşam sürme; Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen özel boşanma sebeplerindendir. Her olayda otomatik boşanma sonucu doğurmaz. Çekilmezlik şartının ispatı gerekir. Kusurlu eş aleyhine önemli nafaka ve tazminat sonuçları doğurur. Bu kapsamda boşanma davası açmayı düşünüyorsanız, hak kaybı yaşamamak adına bir İzmir boşanma avukatı ile profesyonel hukuki destek almanız tavsiye edilir.
Ç. TERK NEDENİYLE BOŞANMA DAVASI
Evlilik birliği, eşlerin birlikte yaşama ve ortak hayatı sürdürme yükümlülüğünü içerir. Bu yükümlülüğün haklı bir sebep olmaksızın ihlal edilmesi hâlinde, Türk Medeni Kanunu eşe terk nedeniyle boşanma davası açma hakkı tanımıştır. Ancak terk, diğer özel boşanma sebeplerinden farklı olarak çok sıkı usul şartlarına bağlanmıştır.
Hukuki Dayanak
Türk Medeni Kanunu’nun 164. maddesine göre: “Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hâkim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.
Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim veya noter, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilân yoluyla yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz.”
Bu hüküm gereğince, terk nedeniyle boşanma özel ve nispi boşanma sebebidir.
Terk Nedir?
Hukuki anlamda terk; Eşlerden birinin ortak konutu terk etmesi ya da haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmemesidir. Bu davranışın evlilik yükümlülüklerinden kaçma amacı taşıması hâllerinde söz konusu olur. Sadece fiziksel ayrılık yeterli değildir; terk iradesi bulunmalıdır.
Terk Nedeniyle Boşanma Şartları
Terk nedeniyle boşanma davası açılabilmesi için tüm şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir:
1. En Az 6 Ay Süreyle Ayrılık
Terk fiili kesintisiz en az 6 ay sürmüş olmalı ve dava açıldığı tarihte de devam ediyor olmalıdır.
2. Haklı Sebep Bulunmaması
Eşin evi terk etmesini haklı kılan bir neden varsa (şiddet, tehdit, ağır hakaret, zorunlu askerlik görevi, sağlık problemlerinin tedavi edilmesi maksadı ile başka bir şehire taşınmak gibi), terk şartı oluşmaz.
Haklı nedenle evi terk eden eş, “terk eden” değil; terk edilen sayılır. Eşlerden birinin diğerini ortak konutu terk etmeye zorlaması, eşlerden birinin haklı bir neden olmadan diğer eşin ortak konuta dönmesine engel olması örnek olarak gösterilebilir.
3. Usulüne Uygun İhtar Şartı
Terk edilen eş, noter veya mahkeme aracılığıyla eve dön çağrısı (ihtar) göndermelidir. İhtarın: ayrılıktan en az 4 ay sonra gönderilmesi, eşe 2 ay içinde eve dönme süresi tanıması, samimi ve gerçek bir davet içermesi zorunludur. İhtar çekilmeden açılan davalar kesin olarak reddedilir.
4. İhtarın Sonuçsuz Kalması
İhtara rağmen eş eve dönmezse, terk nedeniyle boşanma davası açma hakkı doğar.
Terk Nedeniyle Boşanmanın Hukuki Sonuçları
Terk eden eş: kusurlu kabul edilir, diğer eş lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilebilir, yoksulluk nafakası alamaz, velayet değerlendirmesinde aleyhine sonuç doğabilir. Terk edilen eş ise, şartları varsa nafaka ve tazminat talep edebilir. Ancak terk nedeniyle açılacak boşanma davasının genel boşanma sebepleri içerisinde bulunan evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayalı olarak açılması mümkündür. Bu sayede terk edilen eş, varsa şiddet, hakaret, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin ihmal edilmesi, eve maddi katkıda bulunmaktan kaçınma, cinsel birliktelikten kaçınma gibi diğer boşanma sebeplerini de ekleyerek boşanma davası açabilecektir.
Affetme ve Davaya Etkisi
Terk eden eş, ihtardan sonra eve döner ve ortak hayat fiilen yeniden kurulursa, terk sebebine dayalı dava hakkı ortadan kalkar. Bu durum örtülü affetme olarak kabul edilir.
İzmir’de Terk Nedeniyle Boşanma Davaları
Terk davaları, en çok usul hatası yapılan boşanma türlerinden biridir. Özellikle ihtarın zamanı, içeriği ve gönderilme şekli davanın kaderini belirler. Yanlış ya da eksik ihtar, aylar süren sürecin boşa gitmesine neden olabilir. Bu nedenle, terk nedeniyle boşanma davası açmadan önce sürecin deneyimli bir İzmir boşanma avukatı tarafından planlanması, hak kaybı yaşanmaması açısından büyük önem taşır.
D. AKIL HASTALIĞI NEDENİYLE BOŞANMA DAVASI
Evlilik birliği, eşlerin fiziksel ve ruhsal olarak birlikte bir hayat sürdürmelerini gerektirir. Eşlerden birinin akıl hastası olması ve bu hastalığın evlilik birliğini çekilmez hâle getirmesi, Türk Medeni Kanunu’nda özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir. Akıl hastalığına dayalı boşanma davaları, kusura değil; objektif ve tıbbi tespitlere dayanması bakımından diğer boşanma türlerinden ayrılır.
Hukuki Dayanak
Türk Medeni Kanunu’nun 165. maddesine göre: “Eşlerden biri akıl hastası olur ve bu hastalık ortak hayatı diğer eş için çekilmez hâle getirirse, resmî sağlık kurulu raporu ile de bu hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı tespit edilirse, boşanma davası açılabilir.”
Bu hüküm uyarınca, akıl hastalığı kusura dayanmayan özel boşanma sebebidir.
Akıl Hastalığı Nedir?
Hukuki anlamda akıl hastalığı; kişinin ayırt etme gücünü sürekli veya ağır biçimde ortadan kaldıran, gerçeklik algısını bozan, uzun süreli veya kalıcı nitelik taşıyan psikiyatrik rahatsızlıklardır. Geçici psikolojik rahatsızlıklar, stres, depresyon ya da uyum bozuklukları tek başına akıl hastalığı kapsamında değerlendirilmez.
Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Şartları
Akıl hastalığı sebebiyle boşanma davası açılabilmesi için tüm şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir:
1. Eşlerden Birinin Akıl Hastası Olması
Hastalığın varlığı, resmî sağlık kurulu raporu ile ispatlanmalıdır. Akıl hastalığının evlilik birliği kurulduktan sonra ortaya çıkmış olması gerekir. Evlenmeden önce mevcut olan akıl hastalığı nedeniyle boşanma davası açılamayacaktır. Ancak diğer eşin mutlak butlan nedeniyle evliliğin iptali davası açabilmesi mümkündür.
2. Ortak Hayatın Çekilmez Hâle Gelmesi
Akıl hastalığı, evlilik birliğini diğer eş açısından sürdürülemez kılmalıdır. Her akıl hastalığı otomatik olarak boşanma sebebi değildir.
3. Hastalığın Geçme İhtimalinin Bulunmaması
Sağlık kurulu raporunda, hastalığın kalıcı nitelikte olduğu ve iyileşme umudunun bulunmadığı açıkça belirtilmelidir. Bu şart, TMK m.165’i diğer boşanma sebeplerinden ayıran en önemli unsurdur.
4. Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Davası Açma Süresi
Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davası açmak için herhangi bir hak düşürücü süre bulunmayıp bu dava her zaman açılabilir.
Kusur, Nafaka ve Tazminat Açısından Sonuçları
Akıl hastalığı kusura dayanmadığı için hasta eş kusurlu sayılmaz, kural olarak manevi tazminata hükmedilmez. Maddi tazminat talepleri çok istisnai hâllerde değerlendirilir.
Nafaka Bakımından:
Akıl hastası eş, yoksulluğa düşecekse yoksulluk nafakası talep edebilir, diğer eş de şartları varsa nafaka isteyebilir.
Velayet ve Çocuklar Açısından Değerlendirme
Akıl hastalığı, çocuğun üstün yararı bakımından önemlidir. Hastalığın çocuğun bakımını ve güvenliğini tehlikeye düşürmesi hâlinde, velayet diğer ebeveyne verilir.
İzmir’de Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Davaları
Bu tür davalarda en kritik husus, sağlık kurulu raporunun içeriği ve mahkeme tarafından yeterli bulunup bulunmamasıdır. Eksik veya geçici nitelikte raporlar, davanın reddine yol açabilir. Bu nedenle, akıl hastalığına dayalı boşanma davası açmadan önce sürecin deneyimli bir İzmir boşanma avukatı tarafından yürütülmesi, hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşır.
ÇEKİŞMELİ BOŞANMA DAVASINDA MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT
Boşanma davaları yalnızca evlilik birliğinin sona erdirilmesini değil; aynı zamanda tarafların uğradığı maddi ve manevi zararların giderilmesini de konu edinir. Türk Medeni Kanunu, boşanmaya sebep olan olaylarda kusursuz veya daha az kusurlu eşin korunması amacıyla maddi ve manevi tazminat kurumlarını düzenlemiştir. Boşanma davasında maddi ve manevi tazminat, en önemli hususlardan biridir. Mahkeme, kusurun ağırlığına göre talep halinde maddi ve manevi tazminata hükmedebilir.
Boşanma davasında tazminat taleplerinin dayanağı Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesidir:
TMK m.174/1: Maddi tazminat
TMK m.174/2: Manevi tazminat
Bu iki tazminat türü, amaç, şartlar ve sonuçlar bakımından birbirinden farklıdır.
Maddi Tazminat; Türk Medeni Kanunu'na göre; "Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir." Maddi tazminat, boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen eşin, uğradığı ekonomik kaybın telafisi amacıyla talep ettiği tazminattır. Evlilik devam etseydi elde edilecek; sosyal statü, ekonomik güvence, destek ve katkı imkanlarının boşanma nedeniyle ortadan kalkması sonucu oluşan zararları gidermektir. Maddi tazminat bir “ceza” değil, zarar dengeleme aracıdır.
Maddi Tazminatın Şartları
Maddi tazminata hükmedilebilmesi için:
*Maddi tazminat talep edilmiş olmalıdır.
*Boşanma kararı verilmiş olmalıdır
*Tazminat talep eden eş kusursuz veya daha az kusurlu olmalıdır
*Diğer eş kusurlu olmalıdır;
Kanun’da açıkça kusursuz veya daha az kusurlu olunması şartı düzenlendiği içim boşanma davasında tarafların eşit kusurunun olduğuna karar verilmesi durumunda maddi tazminata hükmedilmemektedir. Ayrıca ağır veya tam kusurlu eşin maddi tazminat talebinin kabul edilmesi mümkün değildir.
*Boşanma nedeniyle mevcut veya beklenen menfaat kaybı doğmuş olmalıdır.
Maddi tazminatın koşullarından en önemlisi mevcut veya beklenen menfaatlerin zedelenmiş olmasıdır. Zararın bulunmaması, tazminata engeldir. Evlilik birliğinin taraflara sağladığı maddi menfaatlere örnek olarak eşin maddi kazancı nedeniyle evlilik birliğinin giderlerine katılması gösterilebilir. Kanun'a göre maddi tazminat talebi boşanma davasının eki niteliğinde olduğundan boşanma talebi ile birlikte ileri sürülebilir. Bunun için ayrıca dava açılması gerekmez.
Boşanma Davasında Manevi Tazminat
Türk Medeni Kanunu'nun 174. Maddesine göre; "Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir." Manevi tazminat, boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle eşin kişilik haklarının ihlal edilmesi sonucu yaşadığı elem, üzüntü, itibar kaybı ve psikolojik yıkımın giderilmesi amacıyla talep edilir.
Manevi Tazminata Yol Açan Hâller
Uygulamada en sık karşılaşılan manevi tazminat sebepleri: Zina (aldatma), fiziksel veya psikolojik şiddet, ağır hakaret ve aşağılayıcı davranışlar, onur kırıcı eylemler, hayata kast, pek kötü davranıştır. Her olay nezdinde mahkemece değerlendirilir. Belirtmek gerekir ki her kusurlu davranış manevi tazminat doğurmaz, kişilik haklarının saldırıya uğramış olması şarttır.
Manevi Tazminat Şartları
Manevi tazminat için:
*Boşanmaya sebep olan olaylar kişilik haklarını ihlal etmelidir.
*Tazminat isteyen eş kusursuz veya daha az kusurlu olmalıdır
*Kusurlu davranış ile manevi zarar arasında nedensellik bağı bulunmalıdır
Yargıtay uygulamasında zina ve şiddet, kural olarak manevi tazminat gerektiren ağır ihlaller olarak kabul edilmektedir.
Tazminat Miktarı Nasıl Belirlenir?
Mahkeme, maddi ve manevi tazminat miktarını belirlerken tarafların kusur oranlarını, evliliğin süresini, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, olayların ağırlığını, hakkaniyet ilkesini birlikte değerlendirir. Tazminat, taraflardan birini zenginleştirecek düzeyde olamaz.
Tazminat Ne Zaman ve Nasıl Talep Edilir?
Maddi ve manevi tazminat boşanma davası ile birlikte talep edilmelidir. Boşanma kesinleştikten sonra açılacak ayrı tazminat davaları hak düşürücü süreye tabidir. Talep açık ve net şekilde dava dilekçesinde belirtilmelidir.
BOŞANMA DAVASI MASRAFI
Boşanma davası aile mahkemesinde açılır ve sonuçlanır. Dava açılırken yargılama gideri, vekalet ücreti gibi masraf kalemleri bulunmaktadır. Bu masraflar her yıl değişkenlik gösterir. Maddi geliri bulunmayan, yardıma muhtaç, yargılama giderini ödeme gücü bulunmayan vatandaşların adli yardımdan faydalanarak dava açması mümkündür. Ancak belirli koşulları bulunduğundan doğrudan dava açarak gerekli yargılama giderlerinin yatırılmaması risklidir. Zira mahkemenin adli yardım talebini reddetmesi halinde davanın reddedilmesi ve akabinde diğer hak kayıpları gündeme gelir. Bu nedenle İzmir boşanma avukatından hukuki destek alınması önemlidir.
SONUÇ
Yukarıdaki yazılar bilgilendirme amaçlıdır. Boşanma davaları her olay nezdinde ayrı ve özel olarak değerlendirilmesi gereken, delillerin titizlikle incelenerek mahkemeye sunulması gereken dava türüdür. Çekişmeli boşanma konusunda Yargıtay mahkemesinin farklı yönde kararlar verdiği görülmektedir. Hukuki sürecin güncel kararlar doğrultusunda alanında uzman boşanma avukatı tarafından yürütülmesi hak kayıplarını minimum seviyeye indirmek açısından önemlidir. Bu hususta bizimle iletişime geçmek için tıklayınız.
